1769 Venüs Geçişi ve Yeni Zelanda’nın “keşfi”

Bu sabahki Venus geçişi için tüm hazırlıklarım tamam sayılırdı. Güneş filtresi almayi unutmuştum, onu da Barselona’da online satış yapan bir şirkete mail atıp, “gelip alabilir miyim, acil?” deyip, akşam adamların ofis-ev’lerine gidip aldım. Onun dışında, Şubat ayında aldığım 200 mm çaplı Newtonyen teleskobumu bugün için bekletiyordum. Lakin Barselona’nın coğrafi konumu geçişin sadece son 15-20 dakikasının gözlenmesine müsaade ediyor, üstelik son günlerdeki kapalı ve yağmurlu hava umutları iyice azaltıyordu :/ Her neyse, ve evet havanın bulutlu olmasına rağmen, gün doğumundan 6-7 dakika sonra Güneş kendini bulutlar arasından gösterdi ve Venüs geçişini dürbünle görebildim. Planladığım gibi fotoğraf çekemedim, ama dürbünü kullanmak teleskoptan daha rahat olduğu için (odak iyi yapıldığında teleskobun aksine iki göz de kullanılır) gayet tatmin edici bir şekilde aşağıdaki resimde olduğundan daha da iyi bir şekilde görebildim.   Ardından bir-iki dakika geçmeden Güneş bulutların içinde kayboldu gitti.

6 Haziran 2012 Venüs geçişi (NASA)

Venüs gözlem maceram bununla sınırlıyken, sabah laboratuvarda Yeni Zelandalı arkadaşımdan çok ilginç bir şey öğrendim. Yeni Zelanda’nın “kâşif”i, ingiliz James Cookilk büyük seferine 1769 yılında gercekleşeceği tahmin edilen Venüs geçişini gözlemlemek için gönderilmiş (tabi, bu Kaptan Cook’a İngiltere’den ayrılırken verilen emir, detay birazdan).

Kaptan Cook (NASA)

O tarihlerde bir Venüs geçişi olacağını çok uzun yıllar önce, adını temel fizik derslerindeki yörünge kanunlarından bildiğimiz Johannes Kepler öngörmüş. Yaptığı hesaplar yıllar içinde ilerletilip, hassaslaştırılarak, 3-4 Haziran 1769’daki geçişin hangi saatlerde, ve dolayısı ile dünyanın nerelerinden görülebileceği bile hesaplanmış. Geçişi daha iyi gözlemek için Kaptan Cook yanına astronom  Charles Green’i de alır ve batıya doğru 8 aylık bir seyahatin ardından, Venüs geçişinden iki ay önce Pasifik’in ortasındaki Tahiti‘ye ulaşırlar. NASA’nın hikayeyi anlatan sayfasında ilginç bir örnek vardı; yolculuğun amacı ve bu kadar uzun bir süre sadece bir gemiye hapsolmalarını düşünürsek, sanki bir uzay yolculuğuna da benzetilebilir.  Gözlemlerinde ise ecnebilerin black drop effect olarak bahsettiği ve Türkçe’ye siyah damlacık etkisi olarak çevrilebilecek etkiyi görüp, çizmişler (bunu yayınladıkları Philosophical Transactions of The Royal Society ise 1665’te yayına girerek dünya tarihindeki ilk bilimsel dergi ünvanını almıştır.).

Tahiti’deki 1769’daki gözlemde çizilen “siyah damla efekti” (Wikipedia).

Malum, tarih boyunca bir çok bilimsel gelişme belli başlı teknolojik, askeri, tıbbi vb. motivasyonlar sayesinde gerçekleşmiş. Bu 1769 Venüs geçişinde de yerkürenin 76 çeşitli noktasında gözlemler yapılarak, paralaks hesapları ile  Güneş sisteminin ebatları hakkında fikir sahibi olmak ve yerkürenin boylamlarını daha hassas çizmek istenmiş. Lakin, fotografik teknikler o devirde icat edilmemiş olduğu için yapılan çizimlerin hassasiyeti el hassasiyetine inmiş, üstüne bir de yukarda bahsedilen siyah damlacık efekti yüzünden geçiş hassas olarak zamanlandırılamamış.

Royal Society’den aldıklar bu gözlem görevi tamamlandığında kendilerine verilen mühürlü gizli emri açıp (hikayenin detayı gelecek demiştim), istikametlerini güneye çevirip, kuzeydeki devasa kara parçalarını dengelemesi için varolduğu düşünülen, yine ecnebilerin Terra Australis adını verdiği Güney Topraklarını aramaya koyulurlar.

1570 yılında yayınlanan ‘Theatrum orbis terrarum’da yer alan Dünya haritası ve Güney Toprakları.

Kaptan Cook Venüs geçişinden dört ay sonra, Ekim 1769’da, Yeni Zelanda’ya ulaşan ikinci Avrupalı olur. İlki ise tam bir asır önce, 1642’de “ada”ya inip (o sıralar Yeni Zelanda tek bir ada sanılıyormuş), yerlilerin pek nazik davranmaması sonucu dört adamını kaybeden Abel Tasman‘dır. Kaptan Cook adanın etrafını dolaşıp, haritalayan ilk kişi olur ve “ada”nın aslında iki büyük ve bağımsız adadan oluştuğunu görür. Kendisini onurlandırmak için iki adayı ayıran dar kısma Cook Boğazı adı verilir. Kaptan Cook yerlilere çok bulaşmaz, 1771’de evine döner.

Kaptan Cook’un çizdiği Yeni Zelanda haritası (www.arttel.co.nz)

Hikayeden uzaklaşıp, bir parantez açıp o tarihlerde kendi evimizde ne oluyordu, bir de ona bir göz atalım. O tarihlerde Osmanlı Devleti tahtında Sultan III. Mustafa oturmaktadır ve imparatorluk, tarihindeki bir çok Rus savaşından birisi olan 1768-1774 Rus Savaşı‘na yeni girmiştir. Aynı zamanda ilk defa iç borçlanmaya gidilmiş ve donanma 1770 yılında Çeşme açıklarında Kaptan Cook gibi İngiliz denizcilerin de yardımıyla (mesela Rus donanması hizmetindeki komutanlar Samuel Greig ve John Elphinstone) Ruslar tarafından  mağlup edilmiştir. Ayrıca Rus donanmasının yine İngiltere’nin yardımı ve desteği ile güneye inip bu harekatı gerçekleştirdiği yolunda akademik çalışmalar var..

Parantezi kapatıp Kaptan Cook’a dönersek, aradıkları büyük kıtayı, Güney Topraklarını bulamazlar, çünkü yoktur, ama artık İngilizlerde bu yeni ülkenin tam haritası vardır. 18. yy bitmeden yerlilerle silah, metal araç-gereç, patates vs. karşılığında ağaç, su ve çeşitli artifakt ticaretine başlarlar. Yalnız adaya patatesin gelmesi ve yerlilerin tüfekle tanıştırılması, bir kaç on yıl sonra yine ingilizlerin kendi başını ağrıtacakatır. Zira artık adaya kolonizasyonun bir parçası olarak misyonerler gönderip, adanın yerlileri olan Maorileri Hıristiyanlaştırırlar. Ve gelişen tarım ve sahip oldukları silahlar neticesinde güçlenen yerliler ile koloniciler arasında şiddetli savaşlar olur. Bunların sonrasında yerli nüfus, Avrupalılarla ilk temasın yapıldığı zamanki nüfusun %40’ına düşer.

Şu anda ise adanın (evet Kaptan Cook Yeni Zelanda’nın tek ada olmadığını keşfetmişti) sadece %14’ü Maorilerden oluşmaktayken, Avrupa kökenliler %80’e yakın. 1900’lerin başında yerlilerle yapılan uzun süreli savaşlar henüz bitmiş, kolonileşme henüz gerçekleşmişken, İngiliz İmparatorluğu Avustralya ve Yeni Zelanda’lı askerleri kendi evlerinden uzaklara, onların da, bizim de çok iyi bildiğimiz gibi, taa bizim memleketimize kadar yine başkasının davası uğruna savaşmaya gönderir…

İşte Haka dansı yapan beyaz adamın Venüs Geçişi ile olan ilgisi böyle. Ayrıca açtığım parantezle amatörce denediğim karşılaştırmalı tarih tekniği ile, bizi alakadar eden tarihi bir olayda da yine Kaptan Cook’un arkadaşlarının başrol oynadığını ve tek bir gücün dünyanın çok alakasız yerlerinde nasıl büyük etkiye sahip olduğunu gördük.

Yazı planladığımdan çok daha uzun oldu. Koloni tarihi üzerine yakında başka şeyler de karalayabilirim, zira yine bir İngiliz olan ve çok saygı duyduğum (pek az kişi İspanyol İç Savaşı’nda boğazına bir mermi yediğini bilir) George Orwell’den Burma Günleri okuma listemde sırasını beklemekte…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s